28 Aralık 2008 Pazar
27 Aralık 2008 Cumartesi
ŞİMDİKİ GENÇLİK!
25 Aralık 2008 Perşembe
GECE SAÇLI MELINDABeyaz tenine tezat, gece saçlı melinda!
Şarap kokusu yine sarmış kaleni,
Melekler yine uçup gitmişler içinden,
Beyaz tenine inat, gece saçlı melinda!
Yere dökülen umutlarını topla,
Yıldızları tak göğe!
Gözlerin kanıyor,yıldızların kayıyor,
Buz mavisi bakışlarında melinda.
Beyaz tenine dökülen,gece saçlı meilnda!
Simsiyah gece ağlıyor,yırtarken güneş tenini…
ve melinda arıyor kaybettiği yıldızlı geceyi…
Bir hece ne denli ağır çıkabilir ki dudaktan.
Çıkış esnasında ne denli kanatabilir dilleri ve kan…
Kan; egzemalı gecelerin kaygan teninde ne denli sıfat bulabilir ki kendine?
Yer yer iz etmiş bir ışığın ininde saklı gölgenim.
Acılarının, kaygılarının sende bıraktığı net bir realiteyim.
Kimsesizliğine derman değil, çoğulluğuna gelmiş bir bakireyim.
Ruhum delik yanlarından sana akan menilerle hacmine şekil vermiş,
Seni, kovalayan cinlerin put’u,
Senin gecelere özlemle bakan melankolik kutunum.
Cinlerin bana tapar, ellerin beni açar.
Kokuların kekremsi tatlar bıraktığı odaların beni sana adar.
Bir evren hevesi gelir senin başucuna beni koyar.
Dünya arşivini benim yaptığım günahlarla kırmızıya boyarken
Sen,
Sen tutunamayan gündüzlerin avuçlarından akar…
Ve yine geceler, geciken limanları okyanuslara sarar
Limanlar kaçtıkça kaçar ama unutma ki;
Yelkenliler elbet bir gün kıyılarına adlarını mavi boyalarla yazar.
Maviler kırmızı zarflı mektupların ardı sıraları koşar.
Kırmızılar ağlar,
Kırmızılar ağ- dılar.
Çokça denizler kırmızı ağlara yakalandılar.
Yengeçler, yosunlar ve denizin gümüş renkli kızları ağladılar.
Yükselen sular gökyüzündeki aya aşık,
Ay, susayan güneşe dönük, sırtı delik deşik.
Tasası ezelden gelen güfteler artık araflarının vazgeçilmeyen ninnileri.
Onlarla büyüyen çocuklar saklı madenlerinin zenginlikleri.
Unutmayasın bu güzler
Güzel sandığın yüzler,
Üzer beni deyip üzüldüğün düşler,
Üzerine çöken ağır hüzünler…
Hepsi teker teker yüzünü terkeder.
ö.akbay a saygılarımla....
Çıkış esnasında ne denli kanatabilir dilleri ve kan…
Kan; egzemalı gecelerin kaygan teninde ne denli sıfat bulabilir ki kendine?
Yer yer iz etmiş bir ışığın ininde saklı gölgenim.
Acılarının, kaygılarının sende bıraktığı net bir realiteyim.
Kimsesizliğine derman değil, çoğulluğuna gelmiş bir bakireyim.
Ruhum delik yanlarından sana akan menilerle hacmine şekil vermiş,
Seni, kovalayan cinlerin put’u,
Senin gecelere özlemle bakan melankolik kutunum.
Cinlerin bana tapar, ellerin beni açar.
Kokuların kekremsi tatlar bıraktığı odaların beni sana adar.
Bir evren hevesi gelir senin başucuna beni koyar.
Dünya arşivini benim yaptığım günahlarla kırmızıya boyarken
Sen,
Sen tutunamayan gündüzlerin avuçlarından akar…
Ve yine geceler, geciken limanları okyanuslara sarar
Limanlar kaçtıkça kaçar ama unutma ki;
Yelkenliler elbet bir gün kıyılarına adlarını mavi boyalarla yazar.
Maviler kırmızı zarflı mektupların ardı sıraları koşar.
Kırmızılar ağlar,
Kırmızılar ağ- dılar.
Çokça denizler kırmızı ağlara yakalandılar.
Yengeçler, yosunlar ve denizin gümüş renkli kızları ağladılar.
Yükselen sular gökyüzündeki aya aşık,
Ay, susayan güneşe dönük, sırtı delik deşik.
Tasası ezelden gelen güfteler artık araflarının vazgeçilmeyen ninnileri.
Onlarla büyüyen çocuklar saklı madenlerinin zenginlikleri.
Unutmayasın bu güzler
Güzel sandığın yüzler,
Üzer beni deyip üzüldüğün düşler,
Üzerine çöken ağır hüzünler…
Hepsi teker teker yüzünü terkeder.
ö.akbay a saygılarımla....
okuduğum tüm haberler bardağımın dbinde!en çok dibe yakışır bu gazaeteler!dibini görmek için içtim bu gün çok içtim bu gün içtim içtim bu gün!
ve tüm gerçekler cehennemin dibinde!
mektuplaşıyoruz bazen gerçeklerle...
gazetelere küsmüş gerçekler!
vasıfsız ,et kokan, çıplak kadınlarla dolmuş gazetelerin manşetleri
oysa gerçekler bu gün bana kral çıplak dediler !
ve tüm gerçekler cehennemin dibinde!
mektuplaşıyoruz bazen gerçeklerle...
gazetelere küsmüş gerçekler!
vasıfsız ,et kokan, çıplak kadınlarla dolmuş gazetelerin manşetleri
oysa gerçekler bu gün bana kral çıplak dediler !
intiharı da bu enkazda oluyor kırık bir cam parçasını dayıyor gırtlağına ve aynada kendine bakıyor,
ölümün onun gibi bir tanrıya yakışmayacağını görüp bütün halkını ve çıplak soytarıları öldürüyor önce
sonra tanrılıktan istifa edip insanlağıyla bütünleşiyor
artık bir canı var ve ölüm ona artık yakışıyor...
önder'e gözyaşları...
ölümün onun gibi bir tanrıya yakışmayacağını görüp bütün halkını ve çıplak soytarıları öldürüyor önce
sonra tanrılıktan istifa edip insanlağıyla bütünleşiyor
artık bir canı var ve ölüm ona artık yakışıyor...
önder'e gözyaşları...
o arkelog bir deliydi,hiç arkeoloji okumamıştı oysa...
topladığı taşların birer tarihi eser olduğunu varsayıp,
kaçıncı yüz yılda, hangi döneme ayit olduğunu anlatıyordu,
hiç bilmediği birdille,
dili keskin ve yalnızdı çünkü etrafındaki herkesi diliyle öldürüp mumyalamıştı!
arkelog yalnız ve deli...
foto zehr-i aysun-i
kuzenime sevgilerimle...
topladığı taşların birer tarihi eser olduğunu varsayıp,
kaçıncı yüz yılda, hangi döneme ayit olduğunu anlatıyordu,
hiç bilmediği birdille,
dili keskin ve yalnızdı çünkü etrafındaki herkesi diliyle öldürüp mumyalamıştı!
arkelog yalnız ve deli...
foto zehr-i aysun-i
kuzenime sevgilerimle...
ispanyol yaşlı kız
foto zehr-i aysun-i
ispanyol değildi ispanyayıda hiç görmemişti,
hatta dilini konuşanları görse,
aaaa bunlar türk değil demek yerine, yazıkk peltek bunlar dilsiz dilsizzz konuşmaya çalışıp konuşamıyorlar diye üzülebilirdi...
ama bütün yüz çizgileri haritada ispanyayı gösteriyordu.
gözlerini açınca korkuyordum oysa gülümsüyordu
ispanyollardan korkardım zaten hep
o kadar hızlı konuşurlar ki nefesimi tutarım ve cümleleri bitene kadar ölürüm ve tekrar doğarım,
o nedenle korkarım hep...
ispanyol olmayan ispanyalı yazşlı kız seni hep çok sevicem canım anneanneme sevgilerimle...
foto zehr-i aysun-i
ispanyol değildi ispanyayıda hiç görmemişti,
hatta dilini konuşanları görse,
aaaa bunlar türk değil demek yerine, yazıkk peltek bunlar dilsiz dilsizzz konuşmaya çalışıp konuşamıyorlar diye üzülebilirdi...
ama bütün yüz çizgileri haritada ispanyayı gösteriyordu.
gözlerini açınca korkuyordum oysa gülümsüyordu
ispanyollardan korkardım zaten hep
o kadar hızlı konuşurlar ki nefesimi tutarım ve cümleleri bitene kadar ölürüm ve tekrar doğarım,
o nedenle korkarım hep...
ispanyol olmayan ispanyalı yazşlı kız seni hep çok sevicem canım anneanneme sevgilerimle...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)









